KÜLLERİMDEN YENİDEN DOĞUYORUM

07.02.2017 tarihinde yayınlandı, 667 kez okundu

Kendini bildi bileli iki hayatı vardı, gösterdiği ve yaşadığı. Masallar ve sakladığı gerçek hayat, arada başkalarına göre, marjinal yaşam biçimleri ile hedef ve dikkat dağıttığını asla bilmeden yaşadı.

Hayatın için yaşadığı görünen bedeni ve zamansız gösterdiği, yalan hayatının taşıyamadığı sancılarının dışa vurduğu öfke ve intihar söylemleri ile ürküttüğü, kendini seven ve desteklediğini söyleyen insanlara gösterdiği nefret, öfke, sığınma sakladığı diğer hayatının yansımasıydı. Sürekli bulunduğu ortamdan ve yaşadığı evden kaçmak, nedenini yıllar sonra hayatının sonuna doğru anladı.

Kendisinin ruhsal ve beyinsel olarak incitmiş bir geçmişin içinde kapana kısılıp kaldığını, tüm hayatı boyunca, sürekli izlendiği, her hareketinin kayıtlara geçirildiği, söylendiği sosyal ajanlarla yaşadığı ortamdan kaçıp kurtulmak.

 Artık hayatı anlamış yalnız ve hayatı olduğu gibi kabul etmiş biri gibi görünüyordu. Yıllar sonra anladığı tek şey, sosyal engelli ve sosyal ajanlarla sadece kendisinin karşılaşmadığı idi.

İri gözlü koruyup kolladığını sandığı yaralı bir genç kız yıllar sonra ablasına taşıdığı yarasını açana kadar, insan bu kadar kendine dönük ve kör yaşar mı? Ne yazık ki yaşamıştı.

Bilinçaltı çözülene kadar, okumadığı kişisel gelişim kitapları, psikoloji kitapları romanları, ona içinde hapsolduğu, Korku ve saklanma çabasının gündelik yaşamda da tekrar ettiğini fark edene kadar.

Bu korku nedendi neden ?neden?

 Başını sonunda kendi vücudundan kaldırdığında; etrafında kendisi gibi; anne ve babasının, kendi otoritesini devrettiği, yakın akrabaların evlat diye emanet aldığı, aslında namus bekçiliğini devir almasından başka bir şey değildi.

 

Kendini bildi bileli, erkekleri ayartan olası fettan ihtimaline karşı:  giyim saç biçimi, kontrollerinin yapıldığı ortamda, oto kontrol çoktan devreye girmişti. Yıllarca yarım cinsiyetle hayalet gibi dolaşmıştı.  Babasının tek eksiği, korktuğu ve yaşadığı tüm sancıları, bilmeden  sosyal engelli insanlara, çok güvendiği abisi ve onun erkek çocuklarına devrettiği, saygı adı altında çocuklarını koşulsuz şartsız teslim etmesiyle, acının kimlik değiştirdiği idi.

 İki kişilikli gibi dolaşmak, gelişen genç kız bedenini,   inkara, zorlayan, giyim dayatmaları, bir yandan da kendi oğullarına bu kişiyi gelin diye seçmek için çocuklukta başlayan hapishane sinyalleri, hani hep hayal ederiz, beyaz gelinlik giyeceğiz, çocuklarımız olacak ve ben onları bana davranıldığı gibi davranmayacağım. Oysa hayatımızda bir kez özel olmak değer görmek dışında neydi ki o arzu, namusun devir töreni, özgürlüğün asla hayalinin bile kurulamayacağı bir dünya.

Ona göre evlilik başlangıç değil sondu, çünkü kendisini takip eden sosyal ajanlar onu geceleri küçücük bir yatağa hapsedip, gündüzde bedensel hizmetinden yararlanacakları bireyler yetiştiriyorlardı. Hep evlenmemek için mücadele ederken; bir yanıyla mafya babası gibi zengin ve güçlü birinin onu kurtaracağı, hayaliye etrafına baktı durdu, yalnızlığında sığındığı tek dünya televizyondaki filimler bir gün kurtarıcını geleceğini, sosyal ajanlardan ebediyen kurtaracağını söylüyordu.  ÖDENECEK BEDEL neydi, koskoca tek bir günlük özel olmayla biten bir hayat. Sürekli tekrar eden hizmet  ve daha çok, hızlı hizmet.

 Çok isteği şeye kavuşmuştu, kimseye hesap vermeden, bilgi vermeden, açıklama yapmadan yaşamak? Bedel, artık bir engelliydi, bedensel engelli, sosyal ajanlara göre, artık zavallı hiç bir şey bile değil, takip etmeleri, kontrol etmeleri gerekmiyordu, artık koca bir cinsiyetsiz her an yok olması beklenen biri

Hiç mi psikoloğa ya da  psikyatriste,  gitmedi mi?  Yıllarca gitti, aradığı cevabın, dört duvar arsında, içinde insan gibi değer gördüğü KAS HASTALIKALRI derneğinin, on line, yani internet üzerinden psikolojik destek aldığı, bir dost psikologdan geldi. Tekrarlayan rüyaları adım adım çözerek, gerçekten koşulsuz destek ve sevgi görmeden, sadece , sormluluklarına göre yaşadığını, kendi olmadan, babasını ve onun uzantısı olan, sosyal ajan akrabalarına göre yaşadığını fark edene kadar 50 yıl geçmişti.

Ta ki ülkesinde birçok kadının da;  kendi yaşındaki ve annesinin yaşındaki birçok kadın gibi,  iliklerine kadar korku ve (sosyal ajanların yani akrabaların, komşuların)  gözetiminde,   yaşadığını  anlayana kadar.

 Doğu felsefecilerine göre, kimlik ve kişilik bunalımları,  arzudan doğar, ümitten, bunu yok ettiğiniz zaman yani, yaşadığınız ortamın dayatmalarına direndiğiniz zaman, ümit hayal sıralı bedensel gereklilikleri iptal etmek yok saymak, kişiyi iyileştirir, Haz olmayınca Korku da olmaz. O zaman mutluluk ya da mutsuzluk da olmaz.

 Ben artık bu noktadayım, ne mutluyum ne de mutsuz, ama hala çok param olmasını istiyorum, özgürlüğümü satın almak için?

Çünkü ben bedensel engelliyim, emekliyim, benden beklenen hiçbir şey yok.

Bir DMD hastası 4 yaşındaki bir erkek çocuğun babası, telefonla   aradı beni. Çok üzgündü, eşine kızgın ve öfkeliydi. Neden benim hayatımı kararttı diye soruyordu.

(DMD hastalığı, annenin taşıyıcı olduğu, sadece erkek çocuklarında görülen, çocuk yaşta başlayan, hızlı ilerleyen, yürüme ve solunu etkileyen 11 yaşında skolyoz ameliyatı olmazsanız, 25 li yaşlarda öldürme ihtimali olan bir hastalık.) Eşinin dayısını bu hastalıktan kaybettiğini ve kendisinin bu taşıyıcılık testini neden yaptırmadığını, soruyordu, eğer bilseydim, evlenmezdim diyordu. Kızıma bu testi yaptıracağım diyordu. Oğlunu; tedavisi olmayan bu hastalıkla izlerken, ona vereceği cevapları olmadığından çaresizlikle, öfke arası, gidip geliyordu.

 Çoğunluğu akraba evliliğinde olan bu genetik hastalıkta,  akraba ile evlenirken, iyi düşünün diyen,   dernek başkanımız, akraba evliliğinin bu sonuçları doğurabileceğini söylemeye çalışırken, birileri; Allah ın izin verdiği evliliklerde sorun olmaz diyordu.

 Sorum ŞU ANNE TEST YAPTIRSAYDI, hayalini kurduğu birçok şeyi yaşamazdı. SİZ CE böyle bir kadınla evlenir misiniz? Toplumuz, dürüstlük ve mutluluk arasında günler ve geceler, yıllarca, kafasını patlatan;  binlerce engelli kadın ve engelli kas hastası çocuğa sahip, mutluluğunu, huzurunu, tatilini, çocuklarının gözlerinde ve dudaklarında arayan binlerce annem var.

 Onlara İYİ Kİ VARSINIZ DİYORUM

GÜLÜZAR RESULOĞLU


Henüz yorum eklenmemiş, ilk yorum yapan siz olun...
Yorumlarınız, site yönetimi tarafından denetlenip onaylanmaktadır; lakin uygunsuz, hakaret içeren, kişi ve kişileri aşağılayıcı türden olmaları halinde derhal silinecektir. Yorumlarınız başkaları tarafından oylanabilir.

Üye girişi yaparak takma adınızla yorum ekleyebilir, eklediğiniz tüm yorumlara üye panelinizden ulaşabilirsiniz. Ayrıca üye girişi yaparak haber, makale, video, foto galeri içeriklerini favorilerinize ekleyebilir ve tüm favorilerinize üye panelinizden erişebilirsiniz. Not: Üyeler en çok 500 karakter yorum yazabilirken, misafirler en çok 200 karakter yorum yazabilirler!



Yorumcu


E-Posta Adresiniz (Yayınlanmayacak)


Yorumunuz


Güvenlik Kodu
(Büyük-Küçük Harf Duyarlıdır!)
  




Mobil Sitemiz
Ana Sayfa
Hakkımızda
İletişim
Üye Ol
Site Kullanım Koşulları
Haber Manşetleri
Haber Arşivi
Haber Kategorileri
Video Arşivi
Foto Galeri Arşivi
Yazarlar
Yazar Makaleleri
Genel Makaleler
Anketler
Haber RSS
Makale RSS
Video RSS
Foto Galeri RSS
Sitenize Haber Ekleyin
Sitemizde yer alan bilgilerdeki hatalardan, eksikliklerden ya da bu bilgilere dayanılarak yaplan işlemlerden doğacak her türlü maddi/manevi zararlardan ve her ne şekilde olursa olsun üçüncü kişilerin uğrayabileceği her türlü zararlardan dolayı SİTEMİZ sorumlu tutulamaz. Gazetesi.tv.tr Copyright ©2015 Bu site en iyi Chrome, Opera, FF ve IE 10+ web tarayıcılar ile gezilir. Powered by ASPXPLUS